Konut ve çatılı iş yeri kiralarının yıllık yenilenmesinde uygulanacak artış oranı, bir önceki kira yılının 12 aylık TÜFE ortalamasına göre belirleniyor. Bu oran, kanunla belirlenmiş yasal üst sınırı oluşturuyor ve tarafların uyması gereken bağlayıcı bir çerçeve sunuyor.

Yasal üst sınırın hukuki dayanağı

Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen bu sistem, kiracıları öngörülemeyen ve aşırı kira artışlarına karşı korumayı amaçlıyor. Aynı zamanda ev sahiplerinin de enflasyona karşı belirli bir oranda gelir güncellemesi yapabilmesine imkân tanıyor. Bu düzenleme, hem kiracı hem de ev sahibi çıkarlarını dengelemeyi hedefleyen bir hukuki çerçeve sunuyor.

Sözleşmede farklı oran belirlenmişse ne olur?

Hukuk uzmanları, sözleşmede daha yüksek bir artış oranı belirlenmiş olsa bile, yasal sınırın üzerinde bir artışın geçerli olmadığını hatırlatıyor. Bu durum, kiracıları sözleşme metninden bağımsız olarak kanuni koruma altına alıyor. Emsal yargı kararları da bu yönde istikrarlı bir uygulama sergiliyor.

Anlaşmazlık durumunda izlenecek yol

Anlaşmazlık durumunda tarafların, güncel TÜFE verilerini referans alarak sözleşmeyi gözden geçirmesi öneriliyor. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması halinde, konu sulh hukuk mahkemelerine taşınabiliyor. Arabuluculuk süreci de dava açmadan önce denenebilecek alternatif bir çözüm yolu olarak öne çıkıyor.

Beş yıllık kira dönemi kuralı

Kira sözleşmesinin beş yılı doldurması durumunda, taraflardan biri rayiç bedele göre kira tespiti talep edebiliyor. Bu durum, uzun süreli kiracılık ilişkilerinde farklı bir hesaplama yöntemini devreye sokuyor ve piyasa koşullarına göre kira bedelinin güncellenmesine olanak tanıyor.

Kiracı ve ev sahipleri için pratik öneriler

Her iki taraf için de sözleşme yenileme sürecinde güncel mevzuatı takip etmek ve gerektiğinde bir hukuk uzmanından destek almak, olası anlaşmazlıkların önüne geçilmesi açısından faydalı oluyor. Sözleşmelerin yazılı olarak düzenlenmesi ve artış oranlarının açıkça belirtilmesi de ileride çıkabilecek uyuşmazlıkları en aza indiriyor.